ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME NOTU : ( Süreci iyi anlamak için tamamını okumanızda fayda vardır. )
Tarih: 19.02.2018| Okunma Sayısı: 557

ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME NOTU : ( Süreci iyi anlamak için tamamını okumanızda fayda vardır. ) 
Değerli Meslektaşlarım, yaklaşık olarak 13 gündür, Yargı erkinin kurucu unsuru ve demokratik hukuk devletlerinin vazgeçilemez asli şartı olan Avukatlık Mesleği, Savunma, Barolar, TBB, Avukatlar ve meslek örgütleriyle ilgili artniyetli, gerçek dışı, çarpıtma ve başka amaçlara yönelik yayınlar ve açıklamalar yapılmakta olup, sürecin, kronolojik aşaması aşağıdaki gibidir.


A- 1- 06.02.2018 tarihinde, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin grup toplantısı çıkışında, ilk aşamada Türk ve Türkiye kelimeleri üzerinden başlattığı konuyu, önce TTB üzerinden açıp, sonra Türkiye Barolar Birliğine ( TBB ) bağladığı kısmı, hayret, ibret ve şaşkınlıkla öğrendik. Mezkur konunun Türk ve Türkiye’yle hiçbir ilgi ve alakasının bulunmadığını, asıl derdin bu olmadığını, gerçek amaç ve niyet ile tarihsel süreci en iyi bilenlerden biri olduğumuz için, daha ilk andan ( 06.02.2018-19.09 itibariyle yapılan açıklama ve paylaşımımız) itibaren, ayrıntılı olarak görüş ve düşüncelerimizi açıklayıp, paylaşmıştık. Bilahare başkaca açıklama ve paylaşımlarda da bulunduk. Tüm bunları aynen tekrar ediyoruz. Konunun sonraki aşamalarındaki yayın, açıklama, beyan ve ileri sürülen hususlar, bu açıklamalarımızdaki isabet ve durumu tamamen ortaya koymuş olup, bir kez daha haklılığımızı ortaya çıkarmıştır. Sayın Cumhurbaşkanı, belirtilen tüm hususlarda yanlış bilgilendirilmiş olup, farklı mecralar ve çevreler konuyu çarpıtmaktadırlar.

2- Bu hususların hemen akabinde, TBB ve diğer Barolarımızla birlikte, Türkiye çapında ortak akıl ve mücadele için, Başkanlar watsap grubu üzerinden konuya ilişkin ilk istişare ve yol haritası belirleme çalışmalarına başlanmıştır. Yapılan görüşmeler neticesinde, sağduyu, itidal, ülkenin içerisinde bulunduğu fiili ortam ve şartlar, tarihsel kronolojik süreç, bu menfi amaçlara yönelik yıllardan beridir yapılan mücadeleler, mesleğin, baroların, yargının ve avukatların fiili durumu, oluşturulmak istenen algı, toplum mühendisliği çabaları ve diğer tüm hususlar ile onurlu ve şerefli bir tarihi mücadeleyle, Türk Milletinin hukuki haklarının ve Savunmanın şanlı tarihinin korunması noktasında, tüm bölünmelere ve ayrışmalara rağmen, akılcı, mantıklı ve sağduyulu bir yol haritası belirlenmeye çalışılmıştır.

3- Bu doğrultuda TBB, Ankara’daki anayasal, kanuni, yetkili ve görevli kişi ve kurumlarla iyiniyetli, ortak akıl, ülke ve devlet menfaatleri gözetilerek görüşmelere derhal başlamış, illerde barolar ise yerel bazda yine iyiniyetli, itidal, aklı selim ve devlet aklının ortaya çıkartılması noktasında ikili görüşmeler yapmaktadır ve yapılmaya da devam edilecektir.

4- Bu amaçla yerel ve ülkesel bazda, Baro Başkanları toplantıları yapılmış, Ankara ve Karabük’te bir araya gelinmiştir. Kayseri Barosu Başkanlığı, bu toplantıların, görüşmelerin ve açıklamaların tamamına katılmıştır.

5- Konuyla ilgili olarak, ayrıca Baromuzca da ortak akıl, iyiniyet, yol haritası, birlik ve beraberlik sağlanması esas alınarak, Yönetim Kurulumuz, Disiplin Kurulumuz, Denetleme Kurulumuz, TBB delegelerimiz, Baromuza kayıtlı önceki tüm Baro Başkanlarımız ve 2016 yılı Kayseri Barosu seçimlerinde, kurullarıyla birlikte aday olan Baro Başkan adaylarımız toplantıya çağrılmıştır. 12.06.2018 tarihinde, davete icabet edip, katılan meslektaşlarımızla birlikte toplantı yapılmış, tarafımızca tüm tarihi süreç, fiili durum ve yapılanlar tek tek katılımcılara anlatılmış, bilahare istişareler yapılmış, katılımcılardan isteyenler görüş ve düşüncelerini açıklamış, ortak akılla bir yol haritası çizilerek, yapılacaklar belirlenmeye çalışılmıştır.

6- Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun ve Baro Başkanlarının aldığı karar gereğince, 24.02.2018 Cumartesi günü, Ankara’daki ortak toplantı kararı, birlik ve beraberlikle ifa ve icra edilecek olup, Kayseri Barosu Başkanlığı olarak, Avukatlarımızı, Hukuki ve anayasal haklarımızı, Türk Milletinin Savunma hakkını, Türkiye Cumhuriyetini, Mesleğin özgürlük ve bağımsızlığını, meslektaşlarımızın haklarını, Örgütlü savunma güç ve kurumlarımız olan Barolarımızı ve TBB Başkanlığımızı sonuna kadar korumak adına, orada olacağız. Katılacak meslektaşlarımızın, otobüs, yemek vb. hususlar için, isimlerini baro kalemine yazdırmaları önemle rica olunur.

B- 1- Konunun, Türk ve Türkiye ifadeleriyle, hiçbir ilgi ve alakası yoktur. Bu husus tamamen bir algı operasyonudur. Bu konuyla aynı doğrultuda olarak, çeşitli basın yayın organlarında, eş zamanlı karalama kampanyası başlatılmıştır.
-Türkiye Barolar Birliği'nin isminden "Türkiye" kelimesinin çıkarılacağına,
- Bu kelimenin sadece layık olan kuruluşlar tarafından kullanılmasına izin verileceğine,
- Ayrıca avukatlık mesleğinin icrası için barolara üye olma zorunluluğunun da kaldırılacağına,
- İllerde isteyen avukatların bir araya gelerek dernek gibi istediği sayıda baro adıyla sivil örgütlenmeler yapabileceğine,
- Bunların da istedikleri gibi kendi üst birliklerini kurabileceklerine,
- Barolar ve TBB'nin kapatılarak, Avukatların adalet bakanlığı, savcılık ve komisyonlara bağlanacağına, dair açıklama ve süreçlerin tamamı, anayasaya, kanuna, hukuka, uluslararası sözleşme ve normlara tamamen ve açıkça aykırıdır. Barolar, TBB ve avukatlar, Yargı erkinin kurucu Savunma kurumudur. Basit bir meslek odası, STK, vakıf, kamuya yararlı dernek ya da sadece kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu değillerdir. Biz yargı erkiyiz, yargının yüz akıyız, yargının özgür, gür ve hür sesiyiz. Bu ülkede, iktidar dâhil, hiçbir kurum ve kuruluş, Barolar ve TBB kadar, Türk ve Türkiye olmamıştır. Tarihi süreç ve fiili durum bu hususun tartışmasız ispatıdır.

2- Barolar ve Türkiye Barolar Birliğinin kapatılması gibi bir durum, Türkiye’nin Hukuk Devleti ülkesi olmadığının, Türkiye’nin demokratik hukuk devleti olmadığının, Türkiye’de insan haklarının, savunma hakkının ve adil yargılama yapılan bir ülke olmadığının, Resmi olarak ilanı, tescili ve hükmü olacağından, Türkiye’yi dikta ile yönetilen, geri kalmış bir 3. dünya ülkesi haline getireceğinden, ülkemizi uluslar arası hükümler, sözleşmeler ve korumanın dışında bırakacak ve Türkiye'yi müdahale edilebilir bir ülke statüsüne sokacağından, uygulanması mümkün ve kabil değildir. Kaldı ki böyle bir durumda, savunma ve avukatların, Adalet Bakanlığına, Savcılık ve adalet Komisyona bağlanması gerekeceğinden, tam bir akıl tutulması ile eşdeğer olacağından, ikiz sözleşmeler, uluslararası hukuk ve normlar gereğince, sonuçları Türkiye açısından tam bir yıkım ve felaket olacaktır. Özellikle belirtmek isteriz ki, bu hususlar tamamen bir FETÖ ve CIA projesi olup, isteyenler, geçmişte zaman zaman ortaya çıkarılan taslak, tasarı adı altındaki metinlere, 2013 tarihli sözde HSYK evrak ve çalışmalarına ve 2009 tarihli DDK raporuna, bunlarin arka planına, bunları hazırlayan ve savunan kişi ve kurumlara bakabilirler.

3- Bu durumu kimlerin alkışladığını, kimlerin ellerini ovuşturduğunu, kimlerin açık, kimlerin gizli bir şekilde desteklediğini alenen bilmekte ve görmekteyiz. PKK, DHKP-C, FETÖ-FESTÖ, IŞID gibi terör örgütleri, legal görünümlü illegal dernek, vakıf, topluluk, cemaat ve tarikatlar, Türkiye Cumhuriyetinin kurucu değerlerinden rahatsız olanlar, Türk Milletinin birlik ve beraberliğinden ve Türkiye Cumhuriyetinin üniter yapısından rahatsız olan ve Türkiye’yi savunma hakkının yok edileceği nedeniyle, dikta rejimi olduğunu söyleyerek, müdahale edilebilir bir ülke haline getirmek isteyen tüm emperyal güçler ve işbirlikçileri, BOP’çular, etnik, mezhebi, bölgesel ve dinsel bölücüler ve irticacılar, meslek ahlakından ve disiplininden rahatsız liberal 2. cumhuriyetçiler, Savunma mesleğine, Avukatlığa ve Yargıya sözde alternatif ve zorunlu gruplar ve destekçileri olan kriptolar, Ahlaksızca Haksız rekabet ve reklam yapmak isteyen çevre ve kişiler, Şirketleşme suretiyle şubeleşme yapmak isteyen sermaye çevreleri, dolandırıcılar ve tazminat şirketleri, menfaat, makam ve ikbal beklentisi olan çevreler gibi çeşit çeşit kişiler ve topluluklar, farklı farklı nedenlerle bu hususları desteklemekte, bu durumu tarihi bir rüya ve fırsat olarak görmektedirler.

4- Kanaatimizce asıl yapılmak istenen, MTV ve benzin zamları örneğinde olduğu gibi, açık ölümü göstererek, yine sonunda ölümcül ve süründürecek bir hastalığa razı etmektir. Bu husus PKK, FETÖ, bölücü ve irticacı çevrelerin uzun bir müddetten beridir uygulamak istediği, 2001, 2005 ve 2009 yıllarındaki TBB seçimlerinde bölücü-irticacı-5. kolcuların birleşerek ulaşmak istedikleri, 2004 yılından beridir yastık altında tuttukları, 2010 referandumu sonrası bir kısım HSYK çevrelerinin Avukatlık Kanunu taslağı / tasarısı adı altında tanıtmaya ve uygulamaya çalıştıkları, geçmişte Anadolu Baroları adı altında yapmak istedikleri, 15 Temmuz sonrası kapatılan alternatif baro görüntüsü altındaki, sözde hukuk derneklerine tekrar legal görünüm verme çabası vb. grup, topluluk ve kişilerin amaçlarına ulaşma çabasıdır.

5- Ülkemizde, Barolar ve TBB kadar demokratik usullere uygun, adil ve tam temsil sisteminin uygulandığı, ikinci bir seçim sistemi daha yoktur. Zira asıl olan kişiler ve tercihleridir. Baro ve TBB seçimlerinde, en çok oyu alanlar kurullara seçilir. İstediğiniz kişiye, hiçbir grup, liste ve blok sınırlaması olmadan oy verebilirsiniz. İstediğiniz her şekilde oy kullanabilirsiniz. Delege sistemi, yaratılmak istenen algının tam tersine, üye sayısı fazla olan baroların aleyhine, üye sayısı az olan baroların ise lehinedir. Bu durum matematik ile sabittir.

6- Kafaların arkasında ve dillerin altında saklı tutulmaya çalışılan, baklanın yavaş yavaş ağızdan çıkmaya başladığı, ancak bizim yıllardan beridir bildiğimiz ve aşina olduğumuz hususlar tekrar gün yüzüne çıkmaktadır ve çıkacaktır. Asıl niyet, barolara resmi olarak siyaset, yandaşlık, etnisite, ırk, mezhep, tarikat, cemaat, bölge, eyalet ve bölücülük sokmaktır. Bu suretle barolar kendi içlerinde kavgalı, birinin ak dediğine diğerinin kara, birinin kara dediğine diğerinin ak demesiyle, güçsüz, etkisiz, yetkisiz ve yandaş bir savunma ve baro oluşturmaktır. Nisbi temsil adı altında, kişilerin değil, siyasi, etnik ve mezhebi grupların önünün açılacağı bu sistemle, barolar ve TBB ele geçirilmeye çalışılmak istenmektedir. Tüm baroların eşit olduğu iddiasıyla ( 41.000=40 ya da 15.000=40 gibi ) delege sayısını eşitlemek ya da delegeliği kaldırarak, Baro Başkan ve Yönetim kurulları, TBB seçimlerinde delege olup oy kullansın demek suretiyle yine aynı sonuca ulaşmak isteyecekleri ya da ilk 1.000’den sonraki her 1000/2000 gibi sayıya 1 delegelik verme gibi durumların tamamı, aynı menfi amaca hizmet eder. Bu durum avukatlık mesleğini tamamen etkisiz, yetkisiz ve güçsüz bırakacak olup, yine aynı olumsuz sonuçları doğuracaktır.

7- Yabancı avukatlık şirketlerinin Türkiye’de faaliyet göstermesi, Şirketleşme suretiyle şubeleşme, avukatlık hak ve tekelinin kaldırılması yada gevşetilmesi, reklam konusu, avukatların özlük, disiplin, karar ve haklarının tamamen ya da kısmen bakanlığa bağlanmak suretiyle vesayet altına alınması gibi tüm menfi durumlar, mesleği iyice yozlaştırıp, vatandaşlarımızın savunma hakkı kısıtlanacak, iktidara ve rejime bağlı sözde bir avukatımsı yapı oluşturulmasına sebebiyet verecektir. Bu durum Türk Milletinin ve vatandaşlarımızın aleyhine sonuçlar doğuracak, adil yargılanma hakkı, savunma, masumiyet karinesi, hukuk devleti ilkesi ve kuvvetler ayrılığı zedelenecek ve tamamen ortadan kalkacaktır. Yapılmak istenen her şeyde, sonuç asli hedef barolar ve avukatlar dahi olmayıp, vatandaşlarımızın adalete, hukuka, korunmaya, özgürlüğe ve savunmaya erişim hakkını ortadan kaldırmaya yöneliktir. Tüm bu menfi hususların bir diğer asli hedefi de, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin üniter yapısı ve Cumhuriyetin kurucu değerleridir.

8- Tüm bunları yapmak isterken, havuç-sopa sistemi işletilecek, iyi polis-kötü polis rollerine girilecek, aman daha kötü olur bunları kabul edin denilecek, sureti haktan gözükmek isteyen şeytanlar ortaya çıkacaktır. Karşı duran avukatları kandırmak isterken, yeşil pasaport, silah ruhsatı, harç, sınav vb. havuçlar gösterilecektir. Sanki hiç ihtiyaç olmadığı halde, bir sıra bir kasa mantığıyla, akademisyensiz yüzlerce niteliksiz hukuk fakültesi açtıran, bunlara 400-600-1000-1200 gibi fakülte öğrenci kontenjanları koyan, var olan sınavı dahi iptal eden, Anayasa Mahkemesi kararını 10 yıldır uygulamayan, savunmaya üvey evlat muamelesi yapan, 2001 yılındaki kazanımları dahi sürekli aşındırıp ortadan kaldıran, üç kuruş paraya CMK avukatlığı yaptıran, sosyal ve özlük haklarını vermeyen kendileri değillermiş gibi, havuç gösterecekler, sonra da sopa gösterecekler. Tüm bunlara karnımız tok. “Tilkinin bildiği 9 türkü var, 8’i piliç üstüne” misali, neyin ne olduğunu, yıllardan beridir gayet iyi biliyoruz. Herkesi aklı selime, Türk Milletinin ve Türkiye Cumhuriyetinin yararına düşünmeye davet ediyoruz. Türk Avukatlarının kızılelması, sadece ve sadece Adalettir.

9- “ Birlikte, Birlikteyiz. ”, “ Savunma Onurumuzdur ”, “ Birlikte Rahmet, Ayrılıkta Azap Vardır ” , “ Türkiye İçin Birlik, Birlik için Baro ve TBB ” , “ Baro, Vatandaşın Son Sığınağı ve Kalesidir.” , “ Baro varsa Avukat var, Avukat varsa Özgürlük ve Hak var, Hepsi için TBB var. ” sloganlarıyla yola çıktık. Bu yol, vatandaşlarımızın ve insanlarımızın hak ve adalet yoludur. Amacımız hakça, insanca ve adalet üzerine yaşamaktır. Özgürlüğümüzü, haklarımızı, adil yargılanma hakkımızı, Savunmamızı, Türkiye Cumhuriyetinin Üniter yapısını, Milli birlik ve beraberliğimizi, Mesleğimizi, İnsanlık onurunu yaşatmak ve savunmak için, kimse bu ülkeyi, bu milleti ve bizi bölemez diyerek, 24.02.2018’de Ankara’dayız. Saat 13.00’te, Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonundayız.
Tüm Meslektaşlarımıza duyurulur.
Saygılarımızla
Av. Cavit Dursun
Kayseri Baro Başkanı

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

ETKİNLİK TAKVİMİ

Calendar
Title and navigation
Title and navigation
<<<Haziran 2018><<
Haziran 2018
 PSÇPCCP
2228293031123
2345678910
2411121314151617
2518192021222324
262526272829301
272345678

25.06.2018
AV. CAVİT DURSUN
BARO BAŞKANI

BARO LEVHASI


© Web sitesi hizmeti Türkiye Barolar Birliği tarafından verilmektedir.