8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN
Tarih: 8.03.2018| Okunma Sayısı: 930

 KAYSERİ BAROSU KADIN HAKLARI KOMİSYONU

BASIN AÇIKLAMASI

Değerli basın mensupları,

Bugün Kayseri Barosu Kadın Hakları Komisyonu ve emekçi kadınlar olarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için toplanmış bulunuyoruz. 8 Mart 1857 tarihinde Amerika’nın New York eyaletinde 40.000 dokuma işçisi, daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlamış, ancak polis bu işçilere saldırmış ve işçiler fabrikaya kilitlenmiştir. Bu sırada çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 120 kadın işçi can vermiştir. Bu acı olaydan sonra, 8 Mart günü 1910 tarihinde Danimarka’da 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında “Dünya Kadınlar Günü” olarak, 1921 yılında Moskova’da 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlenmiştir. Türkiye’de ilk kez 1921 yılında kutlanmaya başlandı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1977 yılında 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti ve böylece 8 Mart kadınların mücadele ve dayanışmasının vurgulandığı gün oldu.

 

Yüzyıllar öncesinde başlayan, her türlü baskıya, şiddete ve ayrımcılığa karşı bu mücadele, bugün maalesef hala devam etmektedir. Maalesef diyoruz, çünkü bugün tüm dünyanın önemli sorunlarından biri, kadınların toplumsal alanda ikincileştirilmesi, dışlanması ve şiddete uğramasıdır. Bir diğer konu da, iş gücü içerisinde nüfusuna oranla kadınların çok az sayıda yer almasıdır. Kadınlar Dünya nüfusunun %50’sini, yeryüzündeki toplam işgücünün üçte ikisini oluşturmaktadır. Buna rağmen, kadınlar dünya gelirinin sadece %10’unu alabilmektedir. Yaşamın bütün alanlarında, çalışma alanında, istihdamda, karar alma mekanizmalarında, politikada, kadınlar, nüfusları oranında temsil edilmemektedir.  Dünyanın geneline bakıldığında, çok yönlü insan hakları ihlalleri yaşanmakla birlikte, bu ihlalleri en yoğun yaşayanların kadınlar olduğu görülmektedir. Bu olumsuz tabloyu değiştirebilmek için, en başta kadınların sosyal ve ekonomik konumlarını iyileştirmek gerekmektedir.

 

Tarihimize baktığımızda ise, kadının toplumumuzun bir ferdi olarak hak ettiği yere ulaşması açısından diğer milletlere örnek teşkil ettiğini görmekteyiz. Bizler Milli Mücadelede adını tarihe yazdıran, gönüllü asker, kalemi çok güçlü olan Onbaşı Halide Edip’in; “Harpten, ateşten korkmaz mısın?” sorusuna, “Muharebe bana düğün gelir” diyerek cephede çavuş olarak görev alan Kara Fatma’nın; daha bir yıllık evli iken eşinin yanında mücadeleye katılan Gördesli Makbule’nin, cephede ölen eşinin intikamını almak için Milli Mücadelede görev alan Binbaşı Ayşe’nin torunlarıyız.

 

Atatürk, Türk kadınına beslediği sevgi ve saygıyı 1923 yılında Konya’da yaptığı bir konuşmada şöyle dile getirmiştir: “Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip, cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakar o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.”

 

Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk’ün girişimleriyle, kadınlar insan olmaktan doğan haklarına kavuşmaya başlamış, kadınların iktisadi ve siyasal yaşama katılmaları yönünde büyük adımlar atılmıştır. Cumhuriyet sayesinde günümüzdeki Türk kanunlarında kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Türk kadını artık toplum ve devlet yaşamının her kesiminde görev alabilmekte, üstlendiği her görevi büyük bir yetenek ve başarı ile yürütebilmektedir. Her ne kadar kadınlar bu haklara kavuşmuş olsa da, ülkemizde okuma yazma bilmeyen kadın nüfusu, okuma yazma bilmeyen erkek nüfusundan beşkat fazladır. Ayrıca kadınların baş etmekte zorlandığı en temel konulardan biri erkek şiddeti olup, yargı sistemi bunu bitirmeye yetmemektedir. Aslında cezalar ne kadar ağırlaşsa da, caydırıcılığı erkek şiddetini bitirmeyecektir. Bu anlamda, Viktor Hugo’nun “Suç ve cezalar eğitimle, güneşin önündeki buzlar gibi erir” sözünden hareketle, şiddetle mücadelede başı çeken unsurun EĞİTİM olduğunu söylemek isabetli olacaktır. Mesleğimiz gereği içinde olduğumuzdan, birçok kadının kendi haklarından bi haber olduklarını ve dolayısıyla güçsüz ve çaresiz olduklarını görüyoruz. Bu da yine eğitimle aşılması gereken bir sorundur.

 

O halde aile kurumunun temel taşı, emekleri göz ardı edilemeyecek derecede büyük, değerlerimizin temsilcisi, taşıyıcısı ve koruyucusu olan kadınların, hayatın bütün alanlarına etkin bir şekilde katılmalarına imkan sağlayacak şartları hazırlamak, onları bilinçlendirmek hepimizin sorumluluğudur. Bu nedenle, gerek iş hayatında, gerekse toplumsal hayatta hak ettiğimiz değeri görene kadar, güçlü irademiz ve bir o kadar da hassas bedenlerimiz ve ruhumuzla mücadeleye devam edeceğimizi sizlerin aracılığıyla bir kez daha haykırıyoruz. Mücadelemizin temelini oluşturan cinsiyet ayrımının olmadığı, kadının temel hak ve özgürlüklerine saygı gösterildiği,  daha eşit ve daha yaşanılır bir dünya dileğiyle, Andre Gide’nin “AÇILMAMIŞ KANATLARIN BÜYÜKLÜĞÜ BİLİNMEZ” sözünü de hatırlatarak, tüm kadınların dünya kadınlar gününü kutluyor, kanatlarımızın açıldığı, daha mutlu ve yaşanılır bir dünya diliyorum.

                                                 Kayseri Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı 

                                               Av. Ezgi YILDIRIM ÇÖLKUŞU

 

 

 

 

ETKİNLİK TAKVİMİ

Calendar
Title and navigation
Title and navigation
<<<Haziran 2018><<
Haziran 2018
 PSÇPCCP
2228293031123
2345678910
2411121314151617
2518192021222324
262526272829301
272345678

24.06.2018
AV. CAVİT DURSUN
BARO BAŞKANI

BARO LEVHASI


© Web sitesi hizmeti Türkiye Barolar Birliği tarafından verilmektedir.