5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜNE VE HUKUKİ GÜNDEME İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASI
Tarih: 5.04.2018| Okunma Sayısı: 647

05.04.2018 TARİHLİ, 5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜNE ve  HUKUKİ GÜNDEME İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASI

Çok değerli meslektaşlarım ve basınımızın güzide emekçi mensupları ; 5 Nisan Avukatlar gününe, Savunma Hakkına ve hukuki gündeme ilişkin olarak yaptığımız basın toplantımıza hoş geldiniz. Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Öncelikli olarak, 1926 yılından beridir vefat eden Kayseri Barosu mensubu tüm avukat meslektaşlarımı, devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını, vatanımızı, milletimizi, hukuku ve demokrasiyi korumak için canını veren tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

Görev yaptığımız ve yapacağımız süre içerisinde, Cumhuriyetimizin kurucu değerleri, Anayasamızın 2. maddesindeki bütün ilkeler, Türk Vatanı, Türk Milleti, Hukuk Devleti, Hukukun Üstünlüğü, Yargı Bağımsızlığı ve Savunma Hakkı ilkeleri ile vatandaşlık kavramı vazgeçilmezlerimiz olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Orta Asya’dan başlayan tarihimiz, günümüze kadar uzanmaktadır. Bu uzun süreçte sayısız devletler ve imparatorluklar kuran milletimiz, insanlık tarihinin, uygarlığın gelişiminin ve dünya hukuk tarihinin ve adaletin temel taşı olmuştur. Gittiği her yerde adalet, ahlak ve hukuk düzenini egemen kılan milletimiz, bu değerlere bağlı kaldıkça yükselmiş, bu değerler bozulmaya yüz tuttukça gerilemiştir. Töre yani hukuk konuşunca hakan susar, bu gerçeğin bir sonucudur. Bir saat adaletle hükmetmek, 70 yıllık ibadetten üstündür inancının insanlarıyız. Adalet mülkün temelidir ilkesini kabul eden bir milletin fertleriyiz. Tarihte adalet, hukuk, ahlak, disiplin ve düzenle anılan bir ecdadın soyuyuz. Uzun tarihimiz sonrasında 1923 yılında kurulan Cumhuriyetimiz, evrensel hukuk ilkelerini kabul etmiş, milli hasletimiz olan adalet, hak ve ahlak bilincine, insanlık tarihinin evrensel hukuk ilkelerini ve kurumlarını da eklemiştir. Tüm bunların sonucunda vatandaşlık kavramı ve bilinci milletimizin temel ilkesi olmuştur. Cumhuriyetin kurucu değerlerinin ve ilkelerinin en önemlilerinden birisi Vatandaşlıktır. Vatandaşlık kavram ve bilinci sayesinde, ayrılıklar ve ayrımlar ortadan kalkmış, ortak yaşam bilinci oluşmuştur.

En değerli hazinemiz ve asli gücümüz, Milli Birlik ve Beraberliğimizdir. Milli birlik ve beraberliğimizi ayakta tutacak şey, ne etnik kökenlerimiz, ne mezheplerimiz, ne siyasi görüşlerimiz ve ne de bireysel çıkar ve menfaatlerimizdir. Milli birlik ve beraberliğimizin çimentosu, Hukuk Devleti ilkesi, bağımsız yargı, güçlü savunma ve Vatandaşlık bilincidir.

Bir millet ; ancak mensupları kendilerini bu milletin evlatları sayıp, bu uğurda canı pahasına birlikte hareket ettikleri müddetçe millet olarak vardır. Bu bilinçteki en büyük millet de, Türk Milletidir. Türk Milleti ; iki şey bir arada olmadan, asla yaşayamaz. Birincisi "DEVLET", ikincisi ise "ADALET"tir. Bunlardan birisi yoksa, ikincisi de yok demektir.

Kıymetli meslektaşlarım, Kuvvetler ayrılığı prensibinde yasama, yürütme ve yargı 3 eşit erktir. Ancak yargı erki, eşitler arasında birincidir. Yargı erkini oluşturan iddia, savunma ve karar saç ayağında ise, Yargıyı adil, insani, ahlaki, kabul edilebilir ve hukuki yapan ise Savunmadır. Savunmanın olmadığı bir yargı, engizisyondur, yargısız infazdır. Bu nedenle yargı erkinin olmazsa olmazı bağımsız ve güçlü savunmadır. İşte bu yüzden, dünya hukuk tarihine geçen iddianameler yoktur. Dünya hukuk tarihine geçen savunmalar vardır. Hukukun tarihi, gerçekte savunmanın tarihidir.

Yargının erkliği, hakimlik teminatı, tayin, atama, liyakat, ehliyet, yükselme ve ünvanlı görevler noktasında, yargı mensupları, 2010 öncesi HSYK dönemini adeta mumla arar hale gelmişlerdir. Düşünce özgürlüğü, eleştiri hakkı ve adil yargılanma noktasında oluşturulmaya çalışılan korku imparatorluğundan, çok geç olmadan ve bir an önce vazgeçilmelidir. Düşünce özgürlüğü olmadan, bilimde, sanatta, kültürde, eğitim ve adalette bir arpa boyu bile yol alamayız. Kurumların güçlü olmadığı, devlet ve adalet olgusunun zayıfladığı, alın teri, emek, liyakat ve ehliyete değer verilmeyen, torpil, adam kayırma, yolsuzluk ve usulsüzlük görüntüsünün ağır bastığı toplumlar yavaş yavaş çürür. Bütün bu nedenlerle, OHAL kaldırılmalı, KHK’lar sistemi iptal edilmeli, kurumlar güçlendirilmeli, Yargı ve Savunma önündeki tüm engeller kaldırılmalı, Kuvvetler ayrılığı ilkesi korunmalı, denge ve denetleme mekanizmaları kurulmalı, meclis iradesine üstünlük tanınmalı, Yargının erkliği güçlendirilmeli ve yargısal konuların tamamı, doğrudan yargı kurumlarına bırakılmalıdır.

Hukuk ve savunmanın güçlü olduğu ülkeler, günümüzde dünyanın en güçlü, huzurlu ve refahlı ülkeleridir. Hukuk ve savunmaya değer verilmeyen ülkeler ise, dünyanın geri kalmış, kan ve gözyaşı içerisinde olan 3. Dünya ülkeleridir. Maalesef Türkiye’de yargı, hukuk, savunma ve avukatlık mesleği her geçen kötüye gitmektedir. Savunmanın yetkilerinin azaltılması, CMK’DAKİ hakların kısıtlanması, sürekli yapılan torba-paket değişiklikler, Hukuk fakültesi sayısı, eğitim kalitesi, kontenjan ve mezun sayısının çokluğu, Avukatlık sınavının iptali, uzun gözaltı ve tutukluluk süreleri, hakimlik teminatının yok edilmesi, yargı bağımsızlığının ortadan kalkmaya başlaması, ülkemizde vatandaşlarımızın hukuki güvenlik ve hukuki huzur haklarının kalmaması vb. hususlar bunların sadece bir kısmıdır. Alternatif çözümler altındaki arabuluculuk, uzlaşma, hakem, tahkim gibi konular, tamamen yanlış uygulanmakta, üniter Cumhuriyet hukukunu yok etmekte, halkın hak arama hürriyetini ortadan kaldırmakta ve halk yerine sermaye ve emperyalizmi korumaktadır. Hakimsiz, mahkemesiz ve avukatsız, zorunlu bir yargımsı yapı oluşturma çabaları, toplumsal barış ve huzuru ortadan kaldıracak, milli birliği ve beraberliğimizi zedeleyecek ve adalet duygusuna tamir edilemeyecek zararlar verecektir.

Avukat ile müvekkilini aynı statüye koyan, avukatlık mesleğini icra edilemez hale getiren; savunma hakkını, adil yargılanma hakkını, adalete erişim hakkını, silahların eşitliği ilkesini, masumiyet karinesini ve avukatın sır saklama yükümlülüğünü ağır bir biçimde ihlal eden bu tür düzenlemeler, bir hukuk devletinde asla kabul edilemez. Avukatlık ve Baroların tartışma konusu yapıldığı ülkelerin durumu, tarihsel geçmiş ile sabittir. Bu tür ülkeler, uluslar arası hukuka göre, müdahaleye açık ve müdahale edilebilir kapalı dikta rejimleridir. Barolar varsa, halkın hakları, özgür savunma, adil yargılanma ve insanca yaşam hakkı vardır.

Kıymetli Hukukçular ; Şüpheliye/Suçluya ceza verebilmenin yolu bile hukuktan geçer. Eğer hukuku uygulamazsanız, savunma hakkı vermezseniz ve tüm haklarını kısıtlarsanız, suç isnadında bulunulan şüpheliyi-suçluyu dahi cezalandıramazsınız. Kendi ülkemizde, kendi halkımıza karşı, asla düşman ceza hukuku kurallarını uygulamamalıyız. Öyle bir hukuk düzeni kurmalıyız ki, bırakın kamuoyunu, sanığın kendisi bile adil yargılandığına inanmalıdır. Buradan Türkiye’nin bütün hukukçularına sesleniyorum. Gelin sadece hukukçu olalım, vatandaşlarımızın her türlü hukuki savunma haklarını sonuna kadar verelim, kullandıralım. Yargı bağımsızlığı, Hakimlik teminatı, Savunma hakkı ve Hukukun evrensel değerleri ; tek, tartışmasız ve vazgeçilmez ilkelerimiz olsun. Gelin ülkemizi polis devleti olmaktan çıkartıp, Hukuk Devleti haline getirelim. Eğer bir yerde, Kamu hizmeti görenler ve Kamu görevlileri, halkın huzur ve mutluluğu için devletin kendilerine verdiği kamusal ve yargısal görev ve yetkilerini kötüye kullanırsa, nüfuz ticareti yaparsa, şahsi menfaat, şahsi husumet, haksız makam ve mevkii için kumpaslar kurarsa, vb. haksızlıklar için bu yetkileri kötüye kullanırsa, gün gelir, devlet ve millet, bunların hepsinden, yaptıkları haksızlıkların, kurdukları kumpasların ve boğazlarından geçenlerin hesabını, er ya da geç sorar, sormuştur ve soracaktır.

Adil olmak kadar önemli olan bir diğer hususta, adil görünmektir. Çoğu kez adil gözükmek, adil olmanın bile ötesine geçmektedir. Savunma hakkının kısıtlanması, gizlilik kararlarının çokluğu, uzun gözaltı ve tutukluluk kararları, cezaevi görüşmelerindeki süre, esasi ve şekli kısıtlılıklar vatandaşlarımızın insan haklarını, adil yargılanma ve savunma hakkını ağır şekilde kısıtlamaktadır. Masumiyet karinesi, suç ve cezanın şahsiliği ve kanuniliği, suç ve cezanın geriye yürümezliği ve diğer evrensel ilke ve değerler vazgeçilmezimiz olmalıdır. Hukuku ve hukuk ilkelerini savunmak, suçu ve suçluyu savunmak değildir. Tam aksine, at izini it izinden, akı karadan, yaşı kurudan ayırmanın tek yolu sadece ve sadece hukuk, savunma ve adalettir. Hukukun, hukukçuların, özellikle savunmanın, hakim, savcı ve avukatların üzerindeki her türlü baskının kaldırılması, adalet mülkün-devletin temelidir ilkesinin gereğidir. Bilinmelidir ki ; hukuk, yargı ve savunma yıkılırsa, devlet asıl o zaman yıkılır.

Değerli meslektaşlarım, bizim anlayışımızda Barolar yargı erkinin savunma kurumudur. Barolar STK, STÖ yada basit bir meslek odası değildir. Baro, savunmanın kendisi olan avukatların kurumudur. Hukuk kurumu olarak yönetilen ve yönetilmesi gereken barolar, yargıya, hukuka ve savunmaya güç ; halkımıza hukuki güven ve huzur, avukatlara ise itibar ve onur getirecektir. Bütün bu nedenlerle bizim vazgeçilmez anlayışımız ve ilkemiz, baroların yargı erkinin savunma kurumu olduğu hususudur. Bu bağlamda, göreve geldiğimiz günden beridir yaptığımız çalışmalarla, Kayseri Barosunu Türkiye’nin en güzide, en tanınan, sözü dinlenen, güvenilir, en çalışkan, fikir, emek ve hizmet üreten Barolarından biri haline getirdik.

İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın anlayışı ; hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Hukukta, yargıda, devlette ve savunma hakkı da insanlarımız içindir. İşte bu nedenlerle, tüm halkımızı bütün bu kavramlara, kurumlara ve değerlere sahip çıkmaya çağırıyorum. 5 Nisan Avukatlar Günü, avukat bireyler olarak bizim değil, her şeyden önce halkımızın ve Türk Milletinin günüdür. Zira, kutsal savunma hakkı ; insanımızın ve milletimizin hakkıdır. 5 Nisan, halkımızın ve Milletimizin savunma, hukuki güvenlik ve hukuki huzur hakları ile kendilerinin, ülkelerinin ve çocuklarının geleceklerinin teminatı olan gündür. 5 Nisan demek, savunma hakkı, adil yargılanma hakkı, hukuki huzur, hukuki güvenlik ve geleceğe güvenle bakmak demektir. Bütün bu nedenlerle, tüm halkımızın, milletimizin ve onların ; yani halkın ve hakkın temsilcileri olan avukatlarımızın, 5 Nisan’larını kutluyorum.

Kamuoyunun bilgi ve takdirlerine saygılarımızla sunarız.

Av. Cavit DURSUN
Kayseri Barosu Başkanı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Calendar
Title and navigation
Title and navigation
<<<Eylül 2018><<
Eylül 2018
 PSÇPCCP
35272829303112
363456789
3710111213141516
3817181920212223
3924252627282930
401234567

19.09.2018
AV. CAVİT DURSUN
BARO BAŞKANI

BARO LEVHASI


© Web sitesi hizmeti Türkiye Barolar Birliği tarafından verilmektedir.