695 ve 696 sayılı KHK'lar ve Ohal Hakkında Genel Açıklama
Tarih: 25.12.2017| Okunma Sayısı: 578

BİLGİ SAHİBİ OLUNMADAN, FİKİR SAHİBİ OLUNAMAZ.
ANAYASA ;
II. Cumhuriyetin nitelikleri
MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

VI. Egemenlik
MADDE 6. – Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.
VII. Yasama yetkisi
MADDE 7. – Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.
VIII. Yürütme yetkisi ve görevi
MADDE 8. – Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.
IX. Yargı yetkisi
MADDE 9. – Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

XI. Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü
MADDE 11. – Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.

I. Temel hak ve hürriyetlerin niteliği
MADDE 12. – Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.

II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması
MADDE 13. – (Değişik: 3.10.2001-4709/2 md.) Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

IV. Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması
MADDE 15. – Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

(Değişik: 7.5.2004-5170/2 md.)Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.

MADDE 125/3. -
Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, OLAĞANÜSTÜ HALİN GEREKLİ KILDIĞI KONULARDA, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisce onaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir.

MADDE 125. – İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.
--------------------------
İş bu ve diğer açık anayasa hükümleri, hukuk devleti ve anayasal devlet ilkeleri, masumiyet karinesi, kutsal savunma hakkı ve yargı erkinin bağımsızlığı karşısında, çıkartılan KHK'lar ve en son çıkan 695 ve 696 sayılı KHK'lar, tüm bunlara açıkça ve fazlasıyla aykırıdır.
1- Onlarca, hatta yüzlerce kanunun sistematiği, düzeni ve hukuki ruhu bozularak, gerekçesiz, anayasaya açıkça aykırı ve torba şekilde KHK çıkartılması, devleti ve sistemi içinden çıkılmaz hale sürükler niteliktedir.
2- Olağanüstü halin ilanını gerekli kılan konuların DIŞINDA, BAŞKACA İLGİSİZ HER KONUDA DÜZENLEME YAPMAK anayasaya açıkça aykırı olup, anayasal düzene karşı suçtur.
3- Savunma hakkını kısıtlayan, hatta ortadan kaldıran tüm düzenlemeler, milli birlik ve beraberliği, adalet duygusunu ve kamuoyu vicdanını ağır şekilde zedeleyeceği gibi, gelecekte kısa, orta ve uzun vadede çok ağır sonuçlara yol açacaktır.
4- Ohal süresince geçerli olabilecek hususlar yerine, kalıcı düzenlemeler yapmak, yine açıkça anayasaya ve hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
5- Yasama organı olan TBMM'de yapılması gereken düzenlemelerin, yasama organı baypas edilerek KHK ile yapılması, milli iradeye, parlamenter demokrasiye ve milli egemenlik ilkesine açıkça aykırıdır. Türk Milleti, 15 Temmuz'da milli iradesini, iradesinin tecellisi olan TBMM'yi, demokrasiyi, hukuku, anayasayı, hak ve özgürlüklerini korumak için gerekeni yapmıştır. KHK'ların bu değerleri hedef alması, asla kabul edilemez.
6- Fetö örgütünün kumpaslarını, hilelerini, suç ortaklarını ve hain 15 Temmuz cunta girişimine ilişkin tüm gerçekleri ortaya çıkarmak yerine, muhalifleri sindirmek amaçlı girişimler, fetö-festö örgütü ile destekçisi olan ABD, AB ve CIA'nın, Türkiye aleyhine yürüttüğü haksız ve menfi algı operasyonuna yaramaktadır.
7- Tek tip elbise dayatması, masumiyet karinesine, adil yargılanma ve savunma hakkına ve kadın erkek eşitliğine aykırı olup, suçluların iadesi, AİHM ve diger hususlara istinaden ülkemizi zor durumda bırakacak, yapılan yargılamalar aleyhine olumsuz algı operasyonlarına neden olacaktır.
8- Ceza, CMK, infaz, cezaevleri, yargılama, istinaf, temyiz, duruşma, savunma ve yargıya ilişkin tüm düzenlemeler, anayasaya, hukuka, kanunilik, masumiyet ve adil yargılanma ilkelerine açıkça aykırıdır. İlerleyen süreçte çok ağır tazminat ve müeyyidelere maruz kalmamak için ülkemiz ve milli menfaatler adına tüm bu düzenlemeler derhal kaldırılmalıdır. Gerekçesiz ve savunma hakkına aykırı mahiyetteki kararların önünü açacak nitelikteki düzenlemeler, Hukuk devleti ilkesini, adil yargılanma ve kutsal savunma hakkını ortadan kaldıracaktır.
9- Bütün bu hususlarda, Anayasanın 36, 37 ve 90. maddeleri, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile AİHS dikkate alınmalıdır.
10- Yüksek yargı organlarının üyelerinin ve emeklilerinin, eş ve çocuklarının sağlık harcama ve giderlerinin dahi KHK ile düzenlenmesi, yargı ve devlet ahlakına ve etiğine, eşitlik ve genellik ilkesine açıkça aykırıdır.
11- İhraçlarin hangi kriterlere göre yapıldığı halen belirsiz olup, bu durum keyfiliğe, haksızlık ve yanlışlıklara açıktır. Savunma ve ispat hakkı, kanuna ve hukuka uygun kanıtlar, adil yargılanma ve yargı yolu açık olmadan ; gerekçe, kriter ve kanıtlar ilgili şahsa, kamuoyuna ve yargıya bildirilmeden yapılan yüzbinlerce ihraç, toplumsal barışı, huzuru ve sosyal dokuyu bozacak ve milli birlik ve beraberliğimizi zedeleyecektir.
12- TSK ve Genelkurmay Başkanlığının anayasal ve kurumsal yapısı ile ordu-millet geleneği, savunma, güvenlik, askeri disiplin ve saygınlığı dikkate alınmadan yapılan tüm düzenlemeler, ülkemizin bulunduğu coğrafya ve milletimizin karşı karşıya olduğu tehditler nazara alındığında, devlet, millet, savunma ve bölge gerçeklerine ve geleceğimize aykırı olduğu aşikardır. Tarihimizin geçmişi ve dünya tarihi bu durumun acı örnekleriyle doludur.
13- OHAL ve KHK'lar kaldırılarak, ülkemiz 1.5 yıl sonra artık normale döndürülmeli, parlementer sisteme işlevsellik kazandırılmalı, hain fetö-festö terör örgütü ile suç ortaklarının büyük zarar verdiği anayasal, hukuki ve milli ilkelerin içi doldurulmalı, özellikle TSK, Yargı organları, Savunma makamı, emniyet, devlet kurumları ve bürokrasi güçlendirilmeli, Devlete ve kurumlara yeniden saygınlık, kurumsal bağımsızlık ve güç kazandırılmalıdır.
14- 696 sayılı KHK'nın 121. maddesi ile getirilen düzenleme karşısında ise, söyleyecek söz bulamıyorum. Sivil milislere suç işleme ve cezasızlık getirme şeklinde, peşin peşin af olarak anlaşılabilecek bu madde, son derece tehlikeli ve ağır sonuçlara neden olabilecektir. Bu düzenleme ülkede büyük kaos, iç karışıklık, saldırı, etnik veya dinsel her türlü bölünmeye yol açacak niteliktedir. Genel, özel, açık veya örtülü bir af niteliğindeki bu düzenleme, hukuk devleti ilkesine, anayasaya ve her türlü insanı yada ahlaki her hususa aykırıdır. Milli birlik ve beraberliğimizi, ülkemizde birlikte yaşama arzusunu zedeleyecek bu düzenleme, ülkemizi ve milletimizi terör örgütlerinin, istihbarat kuruluşlarının ve dış güçlerin her türlü provakasyon, örtülü veya açık operasyonlarına açık hale getirecektir. Derhal kaldırılması gerekmektedir.
Tek gayemiz Türkiye Cumhuriyetinin ve büyük Türk Milletinin, milli birlik ve beraberlikle, hukuki güvenlik, huzur, güven ve refah içerisinde, anayasal ve hukuk devleti ilkeleriyle, birarada yaşamasıdır. Saygılarımla.
Av. Cavit Dursun
Kayseri Barosu Baskanı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Calendar
Title and navigation
Title and navigation
<<<Temmuz 2018><<
Temmuz 2018
 PSÇPCCP
262526272829301
272345678
289101112131415
2916171819202122
3023242526272829
31303112345

18.07.2018
AV. CAVİT DURSUN
BARO BAŞKANI

BARO LEVHASI


© Web sitesi hizmeti Türkiye Barolar Birliği tarafından verilmektedir.